escort malatya sex hikaye ankara escort adana escort kayseri escort mersin escort eskişehir escort malatya escort antalya escort escort bayan Maltepe Escort Konya escort

İnsanlığın Yüz Karası: Yamyam Adası

8 dakikada bu yazıyı okuyabilirsin.


Yamyam kelimesini duyduğumuzda bile irkilmemize sebep olan bu ibare, insanlığın en büyük tabularından birisini temsil etmektedir. “İnsan eti yiyen” anlamına gelen yamyam, Orta Afrika’daki bir siyah topluluğundan ismini almıştır. Medeni toplumlar tarafından asla kabul edilmemesi, insanların birbirini yemediği ve yamyam olmadıkları anlamına gelmemektedir.

Yamyamlığın Tarihi

İnsanın biyolojik kuzeni olan Neandertaller de yamyamlık faaliyetlerinde bulunduğu bilinmektedir. Günümüzden 10.000 yıl öncesinde et sadece etti, seçim şansı gibi bir etmenden bahsetmek söz konusu değildi.

Kongo’dan Amazonlara, Okyanusya kıtasının güney kısımlarındaki adalara kadar yamyamlık yayılmıştır. Bu yalnızca kabilelere özgü bir davranış biçimi değildir. Zor şartlarda hayatta kalmak için de yamyamlık yapan insanlar da görülmüştür.

Örnek olarak: Uruguaylı rugby oyuncularının milli bir maç için yola çıktıkları aracın arızalanması sonucunda dağda mashur kalarak ölen arkadaşlarını yemişlerdir. Her ne kadar etik yargılarımıza aykırı gelse de hayatta kalmak için bu yola başvurmaları mecburi olmuştur.

Soviyet Rusya ve Gulag Sistemi

Yamyam adası diğer bilinen ismiyle “Naziro Adası” Soviyet Rusya’nın Sibirya bölgesinde yer almaktadır. Söz konusu adaya ulaşım 20 saati bulmaktaydı. Bu adadaki mahkumlar, cezai çalışma kampları sistemini oluşturan “Gulag” ile getirilerek mahsur bırakılmıştır.

Gulag, Soviyet rejimi karşıtı unsurların hızla kovuşturulması ve toplumdan soyutlanması için 25 Nisan 1930 tarihinde kurulan yargı ve infaz sistemidir. Kırım Tatar sürgünü, Haybah Katliamı gibi olayların neden olduğu bu infaz sistemi Soviyetlerin çökmesiyle sona ermiştir.

Ancak bu sistemden dolayı ölenlerin, faili meçhullerin veya kaybolan insanların sayısı 1 milyonu aşmaktadır. Bu haftaki yazımda değineceğim yamyam adası Rusça’da “Ölüm Adası” olarak da bilinmektedir.

Yamyam Adası, İlk Temas

Fransız bir belgesel de bu ada “Ile aux Cannibal” olarak “Ölüm Adası” ismiyle lanse edilmiştir. Adayı “Hunger Games” olarak da değerlendirenler olsa da yamyam kelimesi bu adayı açıklamaya yetecektir.

Sovyetler, 1933 yılında 6000 kişinin Nazino Adası’na Gulag’dan dolayı sürülmesi kararını vermiştir. Bu adaya bırakılan mahkumlara: kıyafet, un ve birkaç malzeme (çivi, çekiç) dışında başka bir malzeme verilmemiştir.

Adaya gitmeyi reddedenlerin vurulduğunu ve vuruldukları yerde bırakıldıkları da bilinmektedir. Mahkumlara verilen ekipmanlar yemek yapmaya uygun olmamakla birlikte adanın bozkırlığından dolayı hayatlarını idame edebilecekleri fiziki ortam da mevcut değildi.

Yamyam Adasının Gerçek Yüzü

Yalnızca 3.5 kmden oluşan bu adada binlerce kişi olduğundan hayatta kalma mücadelesi için birbirleriyle kavga etmişlerdi. Herhangi bir hayvanın veya meyve, sebzenin olmadığı bu adada insanlar kendilerine verilen un için kavga etmeye başlamışlardı. Maddi imkansızlıklardan dolayı insanları birer yamyam olabileceğini kimse bilmiyordu.

Kısa sürede tükenen malzemeler için yeni bir posta ile tedarik edilen kargo için insanlar birbirlerini öldürmeye başlamıştı. Gardiyanlar getirilen mallara el koyarak belli bir miktar para veya değerli eşya ile takas etmiştir.

Ancak elinizde un olsa bile ancak adanın etrafındaki ırmakla karıştırarak harç yapıp yeme imkanı mümkündü. Ancak sudaki mikroorganizmalardan dolayı insanlar hastalanarak ölmeye başlamıştı.

Adanın etrafında yüzen ölü cesetlerden oluşan bir manzara ile güne başlamak, Nazino Adası’nda oldukça olağandı. Bu, ölüm adası için sonun başlangıcı olacaktı.

Yamyam Adası ve İnsanlığın Gerçek Yüzü

İnsanlar adada gruplar halinde çeteler oluşturarak hakkı olanı almak için birbirlerini öldürmeye başlamıştı. Günlük işlenen cinayetlerin ve yaralamaların çoğunluğundan dolayı adaya doktorlar da götürülmüştü.

Ancak adaya götürülen doktorlar da, hayatlarından endişe duyduklarından adadan kaçarak “hipokrat”larını bir kenara atmışlardır. Gardiyanlar asayişi sağlamak için baskı kurarak kaçmaya çalışanları veya hırsızlık yapanları vurmuştur.

Hayatta kalmak için takma diş, yüzük hatta saat gibi değerli eşyalarla un takas etme imkanı da mevcuttu. Ancak değerli eşyalara sahip kişiler öldürülerek çalınıp, satılan eşyalar karşılığında alınan un değersizdi.

Ölüm adasında cinayet sıradanlamış olmasına rağmen herhangi bir yamyamlık söz konusu değildi. Ancak giderek artan açlık, mahkumların ölü bedenleri yemelerine neden olmuştur.

İnsan eti mahkumlar için açlıktan ölmekten daha iyi bir seçenekti. Kirli suyla karıştırılmış undan da daha iyi olduğunu hayatta kalanlar ifade etmişlerdir.

Yamyam Adasından Korkunç Bir Hikaye

Adadan kurtulan bir adamın anlattığı  hikaye, insanlığın zor zamanlarda nasıl bir canavara dönüştüğünü kanıtlar nitelikteydi.

Adanın kuzeyinde Kostia Venikov isimli nöbetçi adaya gönderilen sürgünlerden birisiyle flörtleşiyormuş. Kızı korumaya çalışan nöbetçi kısa bir süreliğine kızı yalnız başına bırakmıştır. Ancak bunu fırsat bilen bir grup mahkum kızı ağaca bağlayıp göğüslerini, bacaklarını ve kollarını kesip yemişlerdir. Kostia geri geldiğinde kız hala yaşıyor olsa da kız, kan kaybından ölmüştür.

Bu hikayenin korkunç tarafı tüm bu olayların 20 dakika gibi kısa bir sürede gerçekleşmesiydi.

Yamyam Adasından Kurtulanlar ve Ölenler

Birçok mahkum 18 Mayıs 1933 tarihinde adaya bırakılmıştı. Bir diğer 200 kişiden oluşan kafile de 27 Mayıs’ta adaya bırakılmıştı. 1 hafta içinde ölen 70 kişiden 5 tanesi mahkumlar tarafından yenilmişti.

200 kişilik kafileden 27 kişi yamyam adasına gelirken yolda ölmüştür. 1 ay içinde de 50 kişi yamyam oldukları şüphesiyle tutuklanmıştır. 1933 Yazında gönderilen 6700 kişiden yalnızca 2200’ü hayatta kalmıştır. 300 tanesi de yaşadıkları bu korkunç  tecrübeye rağmen çalışacak durumda olduğu gözlemlenmiştir.

İnsanlar uzun süreli açlığa dayanabilseler de, mahkumların yamyam olmasına neden olacak kadar uzun süre aç kalmaları anormal bir durumdu. Hayatta kalma güdüsü, insan doğasındaki şiddet ile birleşince yamyam olmaları için uygun ortamı hazırlamıştı. 

Yamyam Adasının Diğer Gerçekleri

Gulag zamanında adaya yakın yaşayan Feofila Bylina’ın anlattığı hikaye de yamyam mahkumlara ilişkindir.

Yamyam adasından başka bir hapishaneye aktarılırken kaçmayı başaran bir kadın Bylina’ya sığınmıştır. Bylina evinin arka kısmında uyuyan mahkumun adalelerinin ve parmak uçlarının olmadığını görmüştür. Mahkuma ne olduğunu sorunca “Adada adalelerimi kesip pişirip yediler” yanıtını almıştır.

Tomsk Müzesi’nde Gulag ile ilgili olarak mahkumların sorgularından kesitlere de ulaşabilmekteyiz.

Adadayken hiç insan eti yiyip yemediği sorulan mahkumun “yemedim sadece kalp ve ciğer yedim” cevabı polisleri şok etmiştir. Aynı mahkum; insanları öldürmenin, acı çekmelerinden daha insanı olduğunu da savunmuştur.

Ne yaşayan ne de yaşamayanları seçerek öldürdüğünü, parçalara ayırarak açık bir kamp ateşinde pişirdiklerini söylemiştir. İnsan böbreklerini çubuğa geçirerek ateşte ısıtarak, tıpkı bir marşmelov gibi yediğini de itiraf etmiştir.

Yamyam Adasının Gerçekleri Nasıl Ortaya Çıktı

Vasily Velichko adlı komünist, adadaki hikayelerin soruşturulması gerektiğini ileri sürmüştür. Yaptığı araştırmalar sonucunda yamyam adasını anlatan raporu gizli belge olarak Soviyetler yıkılana kadar tutulmuştur.

Vasily raporundan dolayı komünist partiden ihraç edilerek, basın tarafından hor görülerek karalanmıştır. Ancak doğruları ortaya çıkardığı için yamyam adası hikayesine ulaşabilmekteyiz.

İnsan doğasından barındırığı şiddet eğiliminin sınırlarını hala tam olarak bilememekteyiz. Ancak zor zamanlarda, zor şartlarda hayatta kalmak için insanların aştığı sınırlar da ortadadır. Gücü elinde tutanların sahip oldukları otoriteyi kalıcı hale getirmesi için her türlü yola başvurmaktadır. Ancak olan yine dönüp dolaşıp güçsüzde patlayarak üstü kapatılmaya çalışılmaktadır.


Sosyal medyada paylaşın:

Bu içerik nasıl hissettirdi?

Kızdım Kızdım
0
Kızdım
Yok Artık Yok Artık
5
Yok Artık
Bayıldım Bayıldım
1
Bayıldım
Güldüm Güldüm
0
Güldüm
Metallendim Metallendim
0
Metallendim
Helal Olsun Helal Olsun
0
Helal Olsun
Üzüldüm Üzüldüm
5
Üzüldüm
Nejat Utku İnaltong
Ağırlıklı olarak bilim&teknoloji yazılarıyla ufkunuzu açmaya gelen sıradanı farklılaştıran bir yazar.

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir