escort malatya sex hikaye ankara escort adana escort kayseri escort mersin escort eskişehir escort malatya escort antalya escort escort bayan Maltepe Escort Konya escort

Uzaydan Gelen Seslerin Gizemine Yolculuk

5 dakikada bu yazıyı okuyabilirsin.


Uzay, geceleyin çıplak gözle baktığımızda yalnızca: ayı, yıldızlar ve zifiri karanlıktan oluşmaktadır. Ancak bununla sınırlı kalmayan adeta bir dehliz olan saman yolunu, galaksileri ve kısacası evreninin tamamını görme imkanımız yoktur. Bunların görülmemesi, olmadıkları anlamına gelmediğini Edwin Hubble, 1923 yılında gözlemlenebilen uzayın varlığını kanıtlayarak somutlaştırdı. Uzay insanlık için her zaman bilinmezliğin ancak bir o kadar da çekiciliğin odak noktası haline gelmiştir. Kendi hayatını bunun için riske atan Galileo Galilei’den günümüz modern astrofizikçi rahmetli Carl Sagan’dan çoğumuzun sempatisini Kozmos: Bir Uzay Serüveni ile kazanan Neil Degrasse Tyson’a kadar insanlık uzayı daha milyonlarca ışık yılına bedel olacak çalışmalarıyla çözümlemeye çalışacak. Dolayısıyla bugünkü konumuzda uzay ve derinliklerinden gelen seslerin gizemine yolculuk edeceğiz.

Kulağımız tarafından seslerin algılanabilmesi için ses dalgalarının yayılması ve uygun maddesel ortamda bulunmaları gerekmektedir. Bu ortam katı, sıvı veya gaz olmakla birlikte bulunduğu ortama göre sesin bize ulaşım şekli de değişecektir.

Uzayda gök cisimleri ve yıldızlar mevcut olsa da aralarındaki boşluk çok fazla olmasından dolayı ses dalgalarının yayılabileceği uygun maddesel ortam bulunmamaktadır. Bu yüzden de ses dalgaları yayılmaz ve canlı varlıklar tarafından işitilemez. Buna karşılık uzayda yıldızların yok olurken dışarıya yaydıkları ışığı gözlemleme imkanımız vardır zira ışık doğrusal olarak yayılırken maddesel ortama ihtiyaç duymamaktadır.

İşte bu yüzden uzay vakum görevi görmektedir yani sesleri yutan, ortadan kaybolmasına neden olan devasal bir boşluktur.

“Uzay eğer boşluksa nasıl ses kaydedilmiş ki?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim, bu fiziken aslında mümkündür. Ses dalgaları her ne kadar maddesel bir boyut bulamasa da elektro-manyetik titreşim formunda uzayda hala var olabilir. Bu sebepten ötürü bilim insanları insan kulağının algılayabileceği düzeyde bir kayıt elde etmek için NASA Voyager, Injun 1, ISEE 1, Hawkeye isimlere sahip olan uzay araştırma araçlarıyla uzay ve etr sesleri kaydetme imkanı sağlamıştır. Bu araçlarda bulunan plazma dalgası anteni kullanılarak, insan kulağının duyabileceği uzaydaki 20 ile 20.000 hz dalga boyları arasındaki elektro manyetik titreşimleri kaydetmiştir. Kaydedilen seslerin insanlar tarafından işitilebilmesi için kayıtlar yavaşlatılıp sıkılaştırılmıştır. Şimdi sırayla bu seslerin neler olduğunu dinleyelim.

1) Satürn’ün Sesi

Uzay ve derinliklerinden gelen seslerin gizemine seyahatte ilk durağımız Satürn. Görsele baktığınızda etrafında halkası olan sarı bir gezegen belirmektedir. Satürn’ün bu halkası aslında milyonlarca gök cisminin birbirine çok yakın bir şekilde bulunmasından kaynaklıdır. Bu ses kaydında bu gök cisimlerinin sürekli olarak birbirlerine çarpışından ortaya çıkan sesi dinleyeceksiniz.

https://soundcloud.com/nasa/cassini-saturn-radio-emissions-1?in=nasa/sets/spookyspacesounds

2) Dünya’nın Sesi

Üzerinde yaşadığımız fakat bir türlü paylaşamadığımız gezegenimizin sesi diğer ses kayıtlarına göre daha huzurlu ve insan kulağının alışık olduğu seslere benzemektedir. Biraz bilim kurgu filmi ana tema müziği biraz da muhabbet kuşu sesini andırmaktadır.

https://soundcloud.com/nasa/chorus-radio-waves-within-earths-atmosphere?in=nasa/sets/spookyspacesounds

3) Jüpiter’in uydusu Ganymede’nin Sesi

Bu ses kaydı için çok fazla söze gerek yok ancak bir dipnot bırakmam gerekirse sizlerle paylaştığım 5 ses kaydından en korkutucu olanı diyebilirim. Dönerken çıkarttığı bu ses uzay konseptli filmlerde kullanılan efektleri çok andırmakta.

https://soundcloud.com/nasa/beware-of-jupiters-largest-moon-ganymede?in=nasa/sets/spookyspacesounds

4) WOW sinyali

Bu ses kaydı Dr. Jerry R. Ehman tarafından 1977 yılında SETI çalışmalarını devam ettirirken 72 saniyelik bir radyo sinyali almıştır. Bu sinyali Big Ear Radyo teleskobu ile tespit eden Dr. Ehman elde ettiği verilerin ses dalgalarını kağıda dökünce algoritmik olarak bu ses dalgaları WOW yazısını ortaya çıkarmaktadır. Bu ses dalgası uzaylıların varlığına ilişkin en somut örnek olsa da bu sesin kaynağının geldiği yerde milyonlarca kilometrelik hidrojen gazı içeren bir bölge olduğu için tespit edilen sesin aslında hidrojenin emiliminin olduğunu Prof. Antonio Paris belirlemiştir.

5) Islık Dalgaları

Listemizdeki ses kayıtları arasındaki açık ara farkla en değişik bir o kadar da ürpertici olan bu Islık Dalgaları, EMFISIS adlı uzay aracının dünyanın etrafında olduğu Van Allen Radyasyon Kemeri etrafından geçen ses dalgalarını kaydetmiştir.

https://soundcloud.com/nasa/whistler-waves2?in=nasa/sets/spookyspacesounds

Sonuç olarak uzaydan gelen seslerin gizemine seyahat ettiğimizde uzay denilen bu sonsuz dehlizde sesler her zaman mevcut olacak. İnsan kendi sınırlarını aşmaya çalıştıkça gizem denilen büyünün gerçekliğini keşfedecektir. Bu hafta sizlere Carl Sagan’dan bir sözle veda ediyorum: “Bir yerde, inanılmaz bir şey keşfedilmeyi bekliyor.”


Sosyal medyada paylaşın:

Bu içerik nasıl hissettirdi?

Kızdım Kızdım
0
Kızdım
Yok Artık Yok Artık
0
Yok Artık
Bayıldım Bayıldım
0
Bayıldım
Güldüm Güldüm
0
Güldüm
Metallendim Metallendim
0
Metallendim
Helal Olsun Helal Olsun
0
Helal Olsun
Üzüldüm Üzüldüm
0
Üzüldüm
Nejat Utku İnaltong
Ağırlıklı olarak bilim&teknoloji yazılarıyla ufkunuzu açmaya gelen sıradanı farklılaştıran bir yazar.

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir