escort malatya sex hikaye ankara escort adana escort kayseri escort mersin escort eskişehir escort malatya escort antalya escort escort bayan Maltepe Escort Konya escort

Toprağı Toprak Yapanlar: Cengiz Topel

13 dakikada bu yazıyı okuyabilirsin.


Merhaba ! Sizin hafta sonunuz nasıl geçti bilmiyorum ama benim güzel geçti. 29 Ekim kutlamaları için Eskişehir’e gittim. Küçük bir şehir turu yaparken Cengiz Topel’in heykeliyle karşılaştım, hikayesini düşününce duygulandım. Ve Cengiz Topel’in kahramanlık hikayesini sizinle paylaşmak istedim. Buyuralım bakalım yazıya…

Bir Cengiz Topel Yetişiyor

2 Eylül 1934 tarihinde İzmit’te doğdu. Annesi Mebusa, babası Hakkı Bey’dir. Biri kendisinden küçük olmak üzere üç kardeşi vardı.
Babasının tayiniyle Gönen’e, babasının vefatıyla da İstanbul’a taşındılar. İlkokul ve ortaokulu İstanbul’da tamamladı. Ardından Haydarpaşa Lisesi’ne başladı ve fikir değiştirerek Kuleli Askeri Lisesi’ne geçiş yaptı. 1953 yılında liseden, 1955 yılında ise Kara Harp Okulu’ndan asteğmen olarak mezun oldu ve orduda yerini aldı.
Sınıf ayrımında havacılığı tercih etti ve pilotaj eğitimi için Kanada’ya gönderildi. Başarılı bir eğitimin ardından Merzifon 5. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda göreve başladı. 1961 yılında Eskişehir 1. Hava Ana Jet Üssü’ne atandı. 1963 yılında yüzbaşılığa terfi etti. 7 Ağustos 1964’te Cengiz Topel’in görev yeri Kıbrıs Harekatı olacaktı.

Kıbrıs’ın Özet Tarihi

  • 1570 yılında Osmanlı tarafından fethedilir ve adaya  Türklerin göçü başlar. 300 yıl sonra nüfusun çoğunluğu Türk olmuştur.
  • 188 yılında imzalanan gizli bir anlaşmayla ada geçiçi olarak İngilizlere verilir.(1.Dünya Savaşı’ndan önce gücü kalmayan Osmanlı adayı koruması için İngilizlere veriyor.)
  • 1. Dünya Savaşı başlayınca İngilizler adayı ihlak eder.
  • İstiklal savaşından sonra yapılan Lozan anlaşmasıyla birlikte Türk hükümeti adanın İngilizler’e bırakılmasını kabul eder.
  • 1931 yılında adanın Yunanistan’a bağlanmasını isteyenler “EOKA” örgütünü kurarlar.
  • 1 Nisan 1955 yılında EOKA, Türkleri ve İngilizleri düşman ilan eder.
  • EOKA, saldırıların maruz kalan Kıbrıs Türkleri ise “Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT)’nı” kurar ve mücadele ederler.
  • İngilizler araya girerek Türk-İngiliz-Yunan birliğinin kurulmasını isterler.
  • 1959’da Türk lider ve Yunan lider Zurich’te  Londra Anlaşması’yla  ve bir anayasa oluştururlar ve Kıbrıs’ta Cumhuriyet ilan edilir.
  • Rum tarafından Başpiskopos III. Makarios, Cumhurbaşkanı; Türk tarafından da Dr. Fazıl Küçük, Cumhurbaşkanı Yardımcısı seçilir.
  • Kıbrıs Rumları 1963 yılında anayasayı tek taraflı olarak değiştirirler ve Türk nüfusuna saldırıya başlarlar. Bu dönem “kanlı noel” olarak bilinir.
  • Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerleri, Rum ve Türk bölgeleri arasında süren bu çatışmaları önlemek amacıyla, 14 Mart 1964 tarihinde Ada’ya gönderilir.
  • Bu da işe yaramayınca Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi, Garanti Anlaşması’nın 4. maddesine dayanarak, 16 Mart 1964 tarihinde, Ada’ya müdahale kararı alır.

Kıbrıs Harekatı

29 yaşındaki yüzbaşı Cengiz Topel öncülüğünde 7 Ağustos 1964 tarihinde, Eskişehir’den Kıbrıs’a, dörtlü kol  uçuşu başladı. Antalya’ya kadar yapılan yüksek irtifa daha sonra İngiliz radarlarına yakalanmamak için alçak irtifada seyrettiler.  Öncelikli hedef, karada Türkleri denizden vuran ve iki ateş arasında bırakan hücum botlarıydı. Jetler Erenköy’e ulaştığında  Rum hücumbotlarını çoktan oradan ayrılmıştı. Bunun üzerine Rumların bulunduğu kara sahasını bombaladılar. Ertesi gün yani  8 Ağustos günü tekrar Erenköy’e geldiklerinde hücumbotları oradaydı. Pilotlar “dalış-bombayı bırakış-yükseliş” olmak üzere üç aşamayı gerçekleştirmeye başladılar. Cengiz Topel ilk dalışında başarılı olamadı ve  ikinci dalışına başladı. Bu dalışta kullandığı F-100 hücumbotlarından birinde bulunan uçaksavar ile vuruldu ve diğer pilotların konuşmalarından anladığımıza göre uçak alev aldı:

– Cengiz Yüzbaşım, uçağından dumanlar yükseliyor; atla! (Ütğm.İ.ÖZTARHAN)

– …

– Yüzbaşım! Cayır cayır yanıyorsun; atla! (Ütğm.İ.ÖZTARHAN)

– Tamam, atladı. (Muhtemelen, Yzb.M.KONEDRALI)

– Paraşütü açıldı. (Muhtemelen, Ütğm.İ.ÖZTARHAN)

Bu konuşma bilinen son telsiz konuşmasıdır. Ve yeri gelmişken diğer üç pilotun da adını analım: Üsteğmen İzzet Öztarhan, Yüzbaşı Mehmet Konedralı, Üsteğmen Ethem Sancar.

Daha sonra anlaşıldı ki  Cengiz Topel’in uçağını vuran  hücumbotu, Yunanistan’ın adaya gizlice gönderdiği “Faethon” isimli  hücum botuymuş. O hücumbotunun harekat subayı D. Miçaços yıllar sonra aşağıdaki  açıklamayı yapmış.

D. Miçaços

 “Ben Yunan filosunda yaver ve harekat subayıydım. Bir gün komutan beni çağırdı ve beni Kıbrıs’ta gizli bir göreve seçtiğini söyledi. Pire’den bayraksız, ayırt edici işaret olmadan ayrıldık. Kıbrıs karasularına ulaşana kadar sinyal vermememiz emri vardı. Sanki korsanlar gibiydik… Üssümüz Girne’deydi. Gemikonağı’na ulaştığımızda yemek için karaya çıktık. Dışarı çıktığımda bir keşif uçağı gördüm. Bunu, savaş uçaklarının saldırısının takip edeceğini anladım. Gemiye döndüm, evli ve çocuklu olanlara isterlerse gidebileceklerini söyledim. Ben subay olarak kalıp savaşmak zorundaydım. Yalnız bir mermim vardı, çünkü diğer dördü mühimmat olarak yanlış verilmişti. Tek motorla süratle kaçmaya başladık. Saldırıdan kurtulmak için Amerikan bayrağı çekmiş yük gemileri gördüm. Uçaklar bizi vurdu. Mürettebattan ölenler oldu, ben de elimden yaralandım ancak yola devam etmeliydim. Mürettebata gemiyi terk etmesini emrettim. Bir uçak vurduk ve pilotu paraşütle atladı, ancak öteki yaralı halde Türkiye’ye dönmeyi başardı.”

İndikten Sonra

Cengiz Topel hızla irtifa kaybeden uçağın içinden kendini fırlattı ve paraşütle  Lefke , Gaziveren; Elye ve Çamlıköy Türk yerleşim birimleri arasında bulunan, Peristeronori Rum köyünün yakınından geçen bir asfalt yola indi.

İndikten sonrası olayı gören  bazı mücahitler sol ayağının kırık,çene kemiğinin ise zedelenmiş olduğunu idda ediyorlar. Kıbrıs’a gidip oradaki mücahitlerle konuşan  Şevket Yavuz’dan alınan bilgilere göre ise Cengiz Topel paraşütle indiğinde fiziksel ve ruhsal olarak sağlıklıydı,doğruyu ve yanlışı ayırabiliyordu ki  muhtemelen iner inmez cebinden çıkarıp yaktığı kağıtlar askeri bilgileri içeriyordu. Kağıtları yaktıktan hemen sonra esir düşmemek için  haritasından Lefke’ye bakıp ve o yöne doğru koşmaya başlar. Bir süre sonra arkasından jiple gelen üç Rum’a karşı kendini silahıyla savunsa da mermisi bitince esir düşer.

Esir Düştüğünde

Bu arada buraya kadar anlattıklarımın ve anlatacaklarımın çoğu en güçlü teorilerdir, gerçeğe en yakın olanlardır. Esir düştükten sonra Cengiz Topel’in yaşadıklarıyla ilgili iki teori var.
Esir düştükten sonra Cengiz Topel’i  bugünki adıyla Cengiz Topel hastanesi olan Güzelyurt hastanesine götürürler. Orada Cengiz Topel’in kontrollerini yapan B.M’ye bağlı Amerikalı doktor Rumlar’ın işkence edeceğini anlar,onu korumaya çalışsa da başarılı olamaz. Hastanede işi biten Cengiz Topel’i Güzelyurt Rum Manastırı’na götürürler ve burada sorgulamaya başlarlar. Cengiz Topel kendisinden istenilen hiç bir bilgiyi Rumlarla paylaşmaz. Cengiz Topel konuşmadıkça Rumlar sinirleniyordu. Cengiz Topel’den radyoda Türkiye aleyhine konuşma yapmasını da istediler. Cengiz Topel bunu da reddetti. Başına gelecekleri tahmin edebilecek kadar zeki biriydi belki korkuyordu, o an canı yanıyordu fakat vatansever bir asker olarak asla vatanını satmıyordu. Sonuna gelindiğinde Rumlar kendisini boyutları çok büyük olan işkencelere maruz bıraktılar. Bu işkencelerin boyutlarını otopsiden öğreneceğiz.
Esir alan Rumlar Topel’i Güzelyurt’a götürürler. Şehrin girişinde 500 tane Rum askeri ve Grivas’ın adamlarından oluşan birlik aracın önünü keser. Elleri kelepçeli halde bulunan Cengiz Topel’i arabadan indirip hemen orada sorgulamak isterler. Topel soruları yanıtsız bıraktıkça dipçik atıyorlar yine cevap alamayınca sinirden kuduruyorlar daha fazla dipçik atıyorlar yine cevap alamayıp sinirleniyorlardı. Cengiz Topel çelik gibi durarak onları kısır döngüye sokmuştu. En son birliğin öncüleri Cengiz Topel’e “arkana dön” derler. Arkasını dönen Topel’e 3 el ateş açarlar ve onu ağır bir şekilde yaralarlar. Bunu duyan Rum yetkilileri ondan bilgi almak umuduyla  birliğe hemen  Topel’i Lefkoşa Rum Hastanesi’ne götürmelerini söyler. Topel burada ameliyata alınır.

Otopsi & İşkenceler

Cengiz Topel’in naaşı 11 Ağustos 1964 tarihinde Lefkoşa Rum Hastanesi’nden alınarak  saat 22.00’a doğru Lefkoşa Genel Hastanesi’ne bir tabut içinde ve çıplak olarak getirilir. 22.30 sularında başlayan otopsinin netice kısmı:

“Boynun sağ yanındaki sıyrık ve ekimoz sahası bu bölgeye yapılmış bir trauma ile ilgilidir. (Düşme veya vuruk) Sağ gözdeki morlukta, göze sert bir cisimle vurma neticesi ile meydana gelmiştir. (Düşme veya dövme) Sağ omuzdaki vuruk saha ile kürek kemiğinin kırılması bu sahaya künt bir cisimle vurma neticesi meydana gelmiştir. (Düşme veya bu sahaya vurma) Göğsün sağ yanında 11’inci kaburga üzerinde arkada ve önde görülen kurşun delikleri, arkadan atılan bir kurşunun, arkadan öne ve yukarıdan aşağı doğru bir geçit takip ederek sağ kaburgaların arka uçlarını da kırdıktan sonra, sağ akciğerin alt fussunu parçalamış ve ön yandan çıkmıştır. Sol yandaki delikleri de, arkadan atılan bir kurşunun, yukarıdan aşağıya ve arkadan öne bir geçit takip ederek göğüs duvarı içinden geçip önden çıktığı bir deliktir. Bu kurşunun yaptığı sarsıntı neticesi sol akciğerin alt fussunda kanama yapmıştır. Sol bacaktaki iki kurşun yarası giriş ve çıkış deliklerinin, merminin arkadan öne ve aşağıdan yukarıya doğru bir seyir takip ettiğini gösteriyor.

Hulusa olarak, maktülün yakın bir mesafeden ve arkadan ateşli bir silahla vurulduğu ve cerrahi müdehaleye rağmen aldığı yaralardan öldüğü anlaşılmaktadır. Sırttaki mermi giriş deliklerinin yerlerinde maktüle muhtelif istikametlerden ateş edildiğini farzedebiliriz. Sağ göğüsteki yaranın arkadan öne, yukarıdan aşağıya istikametinde atılmış bir kurşun tarafından, sol göğüsteki yaralar ise yine kurşun arkadan öne ve yukarıdan aşağıya bir istikamette atılmasıyla meydana geldiğini kabul ediyoruz. Sol bacaktaki yaralar yine arkadan öne; fakat aşağıdan Yukarıya doğru bir istikamette atılmış.

Vurmada kullanılan silaha gelince; bunun piyade tüfeği gibi kuvvetli bir silah olmadığı; otomatik olmadığı ve keza yakın mesafeden ateş edilen bir silah olduğu kabul edilmiştir.”

Cesedi görenlerden biri olan Eşref Düşenkalkar ise şöyle diyor: “Türk doktorların ve Birleşmiş Milletler askerlerinin huzurunda Topel’in cesedini dikkatle incelediğimde, sol gözünün Rumlar tarafından tahrip edilmiş ve her iki kolunun pazusunun matkapla delinmiş olduğunu gördüm. Edep yerleri ezilmiş, kafatasının sol tarafına bir beton çivisi çakılmıştı. Sol ayağı da kırılmıştı. Bunlar yetmezmiş gibi, boğazından göbeğine kadar göğsü yarılmış ve çuval diker gibi yeniden dikilmişti. İç organlarını çalmışlardı, akciğeri ve kalbi noksandı”

Cenazesi

12 Ağustos günü otopsinin yapıldığı hastanenin önünde yapılan cenaze törenine bir çok kişi katılmıştır. Ve cenazesine içinde Kıbrıs toprağı bulunan kırmızı atlas torbalar eşlik ediyordur. B.M helikopteriyle alınan cenaze önce Adana’ya gelmiş burada bir tören yapılmış ardından Ankara’ya gitmiştir. 14 Ağustos günü Ankara’da cenaze töreni yapıldıktan sonra aynı gün İstanbul’a getirilmiştir. Camide musallat taşının başında ise Cengiz Topel’in silah arkadaşları bekliyordur… Sultan Ahmet’teki  cenazesi Atatürk’ten sonraki en kalabalık cenazedir. Cenaze öyle kalabalıktır ki şehidimizin naaşı kortejin başına çok geç gelir. 800’den fazla çelenk yollanmıştır.

Türk halkı bu olaydan sonra, ne zaman öc alacağız ,diye sormuştur. Yapılan dış baskılar yüzünden harekat, kara harekatıyla tamamlanamamıştır. Pilotumuzun öcü ancak 10 yıl sonra 1974’te Barış Harekatı ile alınabilmiştir.

Günümüzde Cengiz Topel

607 cadde, sokak, park,anıt  ve alanın adı Cengiz Topel. Peki böyle bir kahramanı gerçekten aramızdan kaç kişi biliyor ? Neredeyse heryerde Cengiz Topel’in adını duymak mümkün. Kaçımız oturup kimmiş diye bakıyor, anısını yaşatmaya çalışıyor ? Bu sadece Cengiz Topel için değil bütün isimler için geçerli. Bu isimleri intertnette  dolanırken ismi çıktığı zaman basıp okuduğumuz zaman değil de direk bu isimleri aradığımız zaman bir şeyleri başarmış olacağız. Anlayacağız,sahipleneceğiz. Geçmişimizi ve geleceğimizi bileceğiz…

Hafta sonu gittiğim Eskişehir’de bulunan Havacılık Parkı

Gökten ne çıkar? Gök ha büyükmüş ha değilmiş, 
Sen alnını göster ne kadar yükselebilmiş.

Gökler çıkabildin, uçabildinse derindir, 
Tarihi kendin yazıyorsan, eserindir.

Bahsetme bugün sade dünün mucizesinden, 
İnsan utanır sonra yarın kendi sesinden.

Asrın yaşamak hakkını vermez sana kimse; 
Sen asrını üstünde izin varsa benimse;

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır 
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.


Sosyal medyada paylaşın:

Bu içerik nasıl hissettirdi?

Kızdım Kızdım
0
Kızdım
Yok Artık Yok Artık
0
Yok Artık
Bayıldım Bayıldım
0
Bayıldım
Güldüm Güldüm
0
Güldüm
Metallendim Metallendim
0
Metallendim
Helal Olsun Helal Olsun
3
Helal Olsun
Üzüldüm Üzüldüm
1
Üzüldüm

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir