escort malatya sex hikaye ankara escort adana escort kayseri escort mersin escort eskişehir escort malatya escort antalya escort escort bayan Maltepe Escort Konya escort

Simülasyon Teorisi: Bildiğimiz Her Şey Yalan Mı?

7 dakikada bu yazıyı okuyabilirsin.


Simülasyon olgusu insanlığın son 100 yılda teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan bir teori olması dışında gerçekliğe bakışımızı değiştirmiştir. Simülasyon Teorisi, insanlığın var oluşunu daha çok sorgulamasına neden oldu. Yaşadığımız hayatın bir simülasyon olabileceği fikri ileri atılarak insanların yalnızca bir kod dizilimi olabileceği ihtimali doğdu. Bu fikir, bir teoriden ileriye gidemese de sizlerle bu ihtimalin ne kadar yüksek olabileceğini bu haftaki yazımla tartışacağız.

Teorinin Tarihsel Gelişimi

İnsanlık zamanında dünyanın öküzün boynunda döndüğüne inanmaktaydı. Günümüzde, dünyanın kendi etrafında dönen bir geoit olduğu kanıtlandı. Dolayısıyla gerçeklik insanlık için her zaman göründüğünden farklı olabilecektir.

Simülasyon Teorisinin günümüzde popüler bir fikir olarak çıkmasındaki en önemli sebep: video oyunlarıdır. Sims, Age of Empires gibi oyunlar gerçekliği taklit ederek oyunculara gerçek hayattakilere benzer olaylar yaşatıyorlar.

Yapay zekanın gelişmesiyle, oyunlardaki dijital karakterler kendi kendine tepki vermeye başladı. Bu da bizim de bir simülasyonda olup olmadığımız şüphesine sürükledi.

Korkutucu Gerçek

Şu an bizlerin de bir simülasyonda olma ihtimali son derece yüksek. Dijital portaldaki gelişmelerden dolayı insanlığın gerçekliğe bakışı tamamen değişti. Video oyunlarındaki yapay zekanın kendi kendine programlamasıyla, neyin gerçek olduğunun ilişkin anlayışımız bulanıklaştı.

Uzayda bizden daha üstün ve zeki bir uygarlık olsaydı bizi simüle etme ihtimali olabilirdi. Neil deGrasse Tyson durumu şöyle açıklıyor:

“Dünyayı bir bilgisayarda simüle etme gücümüz var. Gelecekte teknoloji daha da ilerlediğinde bir düşünün. Hür iradeye sahip simülasyon karakterleri üretebilirsiniz. Yaratılan simülasyon karakteri hür iradesi ile bilgisayarında kendi dünyasında da bir simülasyon yaratmak isteyebilir.”

“Oluşan bu yeni simülasyondaki kişiler de kendi simülasyonunu ve dünyasını yaratabilir. Bu sayede sonsuzluğa giden bir simülasyon dizini oluşur. Eğer bu simülasyonlardan birine dart atarsanız hangisine denk gelir ? Başlangıçtaki orjinal evrene mi yoksa sonsuz dizindeki herhangi bir evrene mi?”

“İstatiksel olarak tüm insanlık ailesinin bodrumunda yaşayan bir çocuğun eseri olabilir.”

Evren Türleri

İki evren türü hayal edelim: simülasyonun yapıldığı ve gerçek olan evren ile gerçek olduğunu sandığımız ama simüle edilmiş ve içinde yaşadığımız evren. Sims oyunundan örnekleyerek devam edelim

Sims’te karakterler bir dizi kural tanımlamarıyla sınırlıdırlar. Oyundaki duvar gerçek katı bir cisim olmasa da kodlamayla duvarın özelliklerini simüle edip karakterleri geçirmemektedir.

Yaşadığımız dünyada duvarın her zaman sert ve katı olduğunu bilmekteyiz. Zira beynimiz buna şartlanmış ve öğrenmiştir. Duvarın fiziksel olarak var olduğunu ve yapay bir cisim olmadığına inanırız.

Simülasyon evrenimizde bizler kesin olabileceğimizden, yaşadığımız dünyayı bize gerçek gibi geliyor olabilir.

Yaşadığımız dünyanın simülasyon olup olmadığını ayırt etmemiz çok zor. Gerçek olduğuna dair tüm kanıtlar da simülasyonun bir parçası olabilir.

Mağara Alegorisi

Platon’un mağara alegorisi ile simülasyon teorisinin ortak noktası; simülasyonda olan insanlardır. Mağara alegorisi şu şekilde olmaktadır:

Bebeklikten itibaren 3 adam dışarı hiç çıkartılmamak üzere mağaraya kapatılmıştır. Sırtları mağaranın girişine dönük ve kafalarını hareket ettiremeyecek şekilde sabitlenmişlerdir. Hayatları boyunca tek gördükleri mağarının duvarıdır ve dış dünya hakkında bilgileri yoktur.

Mağaranın kapısından geçen insan ve diğer objeler mağranın duvarlarında gölge ve yankı oluşmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla bu 3 adamın hayatları boyunca gördükleri tek şey duvara yansımış ve daha önce görmedikleri nesnelerin gölgeleridir.

Yankıların ise gölgelerden geldiğinin ve gölgelerin gerçek objeler olduğunu sanmaktadırlar. Bir gün bir tutsak mağaradan kaçarak ayrılsaydı dışarıda gördüğü her şeyden kafası karışacaktır. Öylesine telaşlanacaktır ki mağaranın rahatlığına, kendi gerçekliğine geri dönmeyi seçecektir.

Hiçbir insan ile temasa geçmediğinden bu mahkum dış dünyayı anlayamamaktadır. Ağaç gördüğünde gölgesini izliyor, kendi gölgesini görünce de izleniyor hissi ile etrafa korku ile bakmaktadır.

Dolayısıyla biz insanlar gördüğümüz dünyanın gerçek olduğuna inanıyoruz.

Subjektif Gerçeklik ve Solipsizm

Gerçeklik, simülasyon evrenini programlayanlar için bizimkisinden çok farklı olacaktır. Her şeyin nasıl olması gerektiğinin varsayımı bizim verilmiş ayrıntılara dayanarak keşfetmemize yol açar.

Bu sayede kusursuz bir simülasyonun işleyebilmesine ve inandırıcı olmasına olanak sağlar. Sadece kendi zihnimizin var olduğuna kesin emin olabileceğimizi söyleyen Solipsizm akımı, zihnimiz dışındaki her şeyin gerçeği yansıtmadığını savunmaktadır.

Bu akım ile simülasyon teoremini doğrulamaktadır. Zira zihnimiz dışındaki çevremizdeki insanlar, bulunduğunuz yer, vücumuzu canlandıran bilinç bile simülasyon olabilir.

Simülasyonun Neden Yaratıldı

Simülasyon evrenimizin kurulmasındaki asıl amacın ne olduğunu Nick Bostrom açıklamaktadır Nick: Bu simülasyonun daha üst evrende yaşayan insanlar tarafından dünyadaki insan ırkının antik teknolojide (günümüzde) nasıl yaşadığını neler yaptıklarını görmek ve gözlemlemek istediklerinden yaratmış olabileceğini söylemektedir. Yani kendi geçmişlerini görmek için bizi simüle ettiler.

Bu simülasyon içinde yaşayan insanlar çok gelişmiş bir oyundaki karakterler olabilir. Benliğimiz, ırkımız ve insanı belirlenebilir kılan her şey simülasyon olabilir.

Bugünden 10.000 yıl ötesine gittiğimizde bizi bambaşka hayal edemeyeceğimiz teknolojiler beklemektedir. Dolayısıyla günümüzdeki teknolojide kurgulayabildiğimiz simülasyonlar bile kendi simülasyonlarını yaratabileceklerdir.

Belki de yukarıda bahsettiğimiz ihtimal çoktan gerçekleşmiş olup, bir simülasyonun yarattığı simülasyonun simülasyonunda olabiliriz. Video oyunlarını programlayabilen insanlık, gelecekte kendimiz gibi simülasyonlar programlayabilecektir.

Elon Musk geleneksel düşüncelere daha çok natüralist bir bakış açısında bakılması gerekiğini savunmaktadır. Simülasyonda yaşıyorsak daha üst düzey bir varlığın mevcut olduğu da kanıtlanmaktadır.

Sonuç

İnsanlık geldiği noktada kendisini daha çok sorgulayarak, evrende olduğu yerde ne anlam ifade ettiğine cevap aramaktadır. Evrenin bizlere verdiği yapboz parçalarını birleşitirerek gün geçtikçe gerçekliğe yaklaşmaktayız. Simülasyonda olsak bile söz konusu simülasyonun bizler tarafından yaratılma ihtimali yüksek olduğu için korkmanıza gerek yok!

Bu haftaki yazıma Platon’dan bir söz ile veda ediyorum: Cehalet, şeytanın kökünden gelmektedir.”  


Sosyal medyada paylaşın:

Bu içerik nasıl hissettirdi?

Kızdım Kızdım
0
Kızdım
Yok Artık Yok Artık
4
Yok Artık
Bayıldım Bayıldım
5
Bayıldım
Güldüm Güldüm
0
Güldüm
Metallendim Metallendim
0
Metallendim
Helal Olsun Helal Olsun
7
Helal Olsun
Üzüldüm Üzüldüm
0
Üzüldüm
Nejat Utku İnaltong
Ağırlıklı olarak bilim&teknoloji yazılarıyla ufkunuzu açmaya gelen sıradanı farklılaştıran bir yazar.

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir