escort malatya sex hikaye ankara escort adana escort kayseri escort mersin escort eskişehir escort malatya escort antalya escort escort bayan Maltepe Escort Konya escort

Klasik Müzik Zekayı Arttırır Mı?

7 dakikada bu yazıyı okuyabilirsin.


Klasik müzik dinlemek IQ puanında artış sağlar mı ? Sizi dahi yapar mı ? Ya da pazar günü mışıl mışıl uyurken almak istediğiniz ekmeği sizin yerinize alır mı ?

Yukarıda yazmış olduğum soruların cevaplarını arıyorsanız doğru yerdesiniz. Toplumumuzda genellikle ön yargıyla yaklaşılan bir olgudur klasik müzik. Dinleyen kişilere entel ve dantel gibi bir takım saçma etiketler yapıştırılır. “Elit” olarak tanımladığımız bazı ailelerde ise anne karnındaki çocuklara klasik müzik dinletilir ve hatta erken yaşta çocuklarına piyano hocası tutulur.  Yıllardır bir şehir efsanesi olarak karşımıza çıkan ve farklı yerlere çekilmeye müsait olan klasik müzik konseptini bugün Psikoloji biliminin ışığı altında inceleyeceğim. Piyano seansınız bittiyse başlayalım.

Klasik Müzik ve Psikoloji Bilimi

Klasik müzik, kökeni Batı Avrupa’ya dayanan halk müziğinden net çizgilerle ayrılmış, çok sesli bir müzik türüdür. Özellikle Rönesans dönemi sonrasında Avrupa’da hızla yayılmıştır. Her ne kadar Doğu kültüründe halk müziği kadar yer edinememiş olsa da bu iki müzik türü zaman zaman birbirlerinden faydalanmıştır. Peki insan psikolojisiyle klasik müzik arasındaki ilişki nereden geliyor ?

Psikoloji biliminin konusu insan davranışlarını sistematik bir şekilde inceleyip anlamlandırabilmektir. Evrenin yaratılışından bu yana müziğin var olduğunu biliyoruz. Bahsetmiş olduğum müzik kavramı orkestral düzeyde değil tabi. Ses olgusunun ortaya çıktığı andan itibaren müziğin varlığından söz etmek mümkün. İnsan ırkının ortaya çıkışından bu yana ses, bir iletişim aracı olarak var olmuştur. Farklı seslerin kombinasyonuyla insanların davranışları da şekillenmiştir. İşte Psikoloji bilimi burada devreye giriyor. Klasik müzik yapısı gereği çok sesli kompleks bir müzik türüdür. Aynı anda farklı enstrümanların, farklı modüllerin bir araya gelerek oluşturduğu müziği katmanlar halinde anlamak büyük bir dikkat ve bilişsel zeka ister. Bu denli kompleks bir müzik türünün insanlar üzerindeki etkisi hakkında onlarca araştırma yapılmıştır. İnsandan hayvana hatta bitkilere kadar çeşitli deneyler gerçekleştirilmiştir. Bunun sonucu olarak klasik müziğin ineklerde süt yapımını ve bitkilerin büyüme hızını arttırdığı sonuçları ortaya konulmuştur.

Ortada bu kadar farklı ve ilginç bulgular varken bilim adamları neden özellikle çocuklarınıza anne karnında Mozart dinletin diye tembihlerler ?

Mozart Etkisi Nedir?

Hepimiz hayatımızın bir döneminde Mozart ismini mutlaka duymuşuzdur ama biz yine de kısaca tanıtalım kendisini. Asıl adı Wolfgang Amadeus Mozart olan sanatçı 1756 yılında Avusturya’da doğmuştur. 3 yaşında piyano çalmaya başlamıştır. 8 yaşına geldiğinde ise ilk senfonisini yazmıştır. 12 yaşına gelince de ilk operasını tamamlamıştır. (Ben 12 yaşımda sokakta taso oynuyordum mesela.) 1791 yılında yaşama gözlerini kapatan Mozart, 35 yıllık hayatına 625 eser sığdırmıştır. Bu kadar erken yaşta piyano çalmaya başlayan bir sanatçının bilişsel zekasını ölçmek için bilim adamları Mozart’ın eserlerini temel alarak klasik müzik ve zeka arasında bir korelasyon oluşturmuştur. Bu korelasyonu desteklemek için yapılan çalışmalar ve deneyler özellikle bebekler ve çocuklar üzerinde yapılmıştır. Bunun asıl sebebi Mozart’ın küçük yaşta piyano çalmasından ötürü eserlerinin geneline yansıttığı salt neşe, sevgi ve coşku öğelerinin çocukların duygu durumlarını olumlu etkilemiş olmasıdır.

 

Mozart etkisi olarak adlandırılan kavram en basit tanımı ile klasik müziğin insan ve diğer canlılar üzerindeki etkisidir. Yukarıda da belirttiğim üzere farklı katmanlardan oluşan bu müziğin her bir katmanının ayrı duyulup anlaşılması bilişsel açıdan zor bir süreçtir. Bilişsel davranışlar üzerinde yaptığı çalışmalarla tanınan ve ayriyetten bir ses bilimci olan Alfred A. Tomatis, 1991 yılında yayımladığı Neden Mozart? (Pourquoi Mozart?) isimli kitabında klasik müziğin insanın bilişsel sürecini etkilediğini savunmuştur. Ve Mozart müziğinin frekansı, temposu ve barındırdığı elementlerle bilişsel süreç arasında korelasyon oluşturmuştur. Frances Rauscher, Gordon Shaw, ve Catherine Ky ise iki yıl boyunca bu konu hakkında deneyler ve araştırmalar yapmıştır.

Araştırmanın Detayları ve Sonuçları

Rauscher ve arkadaşları 1993 yılına kadar yürütmüş oldukları araştırmanın detaylarını ve sonucunu Nature isimli bir dergide paylaşmıştır. Araştırma o dönem muazzam bir ilgi görmüştür. Araştırmaya katılan gönüllülere Mozart’ın bir sonnesi dinletilmiştir ve dinleme sürecinden sonra dikkatlerinde büyük bir artış görülmüştür.

Çalışmanın detayları şu şekildedir; Rauscher ve arkadaşları gönüllüleri üç farklı gruba ayırmıştır. Birinci gruba 10 dakika boyunca Mozart’ın 2 piyano için bestelenen D (Re majör) K.488 piyano sonatı dinletilirken ikinci gruba komplike olmayan mistik türde müzik dinletilmiştir. Üçüncü gruba ise hiçbir müzik dinletilmeyerek uyarıcıdan mahrum bırakılmıştır. Dinleme etkinliği bittikten sonra bilişsel aktiviteyi ve uzaysal-mekansal becerileri ölçen Stanford-Binet zeka testinin çözülmesi istenmiştir. Mozart dinleyen grubun test sonuçları, ikinci ve üçüncü gruba göre 8-9 puan daha yüksek çıkmıştır. (Katılımcıların hepsi Kaliforniya Üniversitesi öğrencisidir)

Araştırmanın sonucunda dikkat çeken nokta ise beynin adapte olabilme yeteneğiydi. Klasik müziğin bilişsel işlevi arttırmasındaki en büyük etken, beynin maruz kaldığı kompleks uyarıcılara belli bir süre sonra uyum sağlayıp dikkatini ve bilişsel işlevini arttırmadaki etkisi olarak ortaya çıktı. Fakat bahsetmiş olduğumuz bilişsel becerilerdeki bu artış kısa sürelidir. Klasik müzik dinleyerek entellektüel bir aktivitede bulunduğunuz zaman beyindeki bilişsel beceri artışı kişi faktörünü de ele aldığımız zaman ortalama 25 – 60 dakika sürmektedir. Gazetelerde ve haberlerde görmüş olduğumuz “klasik müzik IQ yu 20 puan arttırıyor, sizi daha zeki yapıyor” gibi başlıklar tamamen abartıdır. Kısa süreli bir doping gibi düşünebilirsiniz.

Peki ya anne karnında?

Fakat anne karnında düzenli bir şekilde klasik müziğe maruz kalan çocukların gelişiminde pozitif bir etki yaratıldığı doktorlar tarafından kanıtlanmıştır. Gebelikte özellikle klasik müzik dinlemek, anne karnındaki bebeğin gevşemesi ve yatışmasını sağlar. Bebek doğduktan sonra da klasik müzik dinlediğinde kendini anne karnındaki gibi güvende hisseder. Bu da onun sakinleşmesine yardımcı olacaktır. Klasik müzik dinletilen bebeklerin matematik zekasının daha iyi olduğu ve sosyal yönlerinin de geliştiği bilinmektedir. Doğum öncesi de yine klasik müzik dinlemek anne adayındaki korku ve stresi azaltarak bebeği doğuma hazırlar. Fakat kalıcı bir IQ arttırımında bulunmaz.

Yazımı araştırmayı yöneten Rauscher’in sözleriyle noktalıyorum. Kendinize iyi bakın, bilimle ve müzikle kalın.

Ben Mozart dinleyen insanların zeka düzeylerinde artış olacağını söylemedim. Söz konusu araştırmamın sonucunda Mozart dinleyen öğrencilerin uzamsal muhakemelerinin geçici bir süre için geliştiğine dikkat çektim. Oysa sanki ben Mozart dinleyen öğrencilerin IQ’lerinde kalıcı artışlar olduğunu söylemişim gibi algılanıyorum.”


Sosyal medyada paylaşın:

Bu içerik nasıl hissettirdi?

Kızdım Kızdım
0
Kızdım
Yok Artık Yok Artık
0
Yok Artık
Bayıldım Bayıldım
1
Bayıldım
Güldüm Güldüm
0
Güldüm
Metallendim Metallendim
0
Metallendim
Helal Olsun Helal Olsun
2
Helal Olsun
Üzüldüm Üzüldüm
0
Üzüldüm
Osman Gündüz
Kendini kaliteli müziğe adamış şahıs.                                                                                                                                                                                                                                                 

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir