escort malatya sex hikaye ankara escort adana escort kayseri escort mersin escort eskişehir escort malatya escort antalya escort escort bayan Maltepe Escort Konya escort

Göçmen Kızı Türküsünün İlginç Hikayesi

8 dakikada bu yazıyı okuyabilirsin.


Bu yazımda göçmen kızı türküsünün hikayesini anlatmak istedim. Bu türkünün çok bilinen bir türkü olduğunu biliyorum fakat insanlar genelde bu türkünün hikayesini öğrendikten sonra bu türkünün bir aşk öyküsü olduğunu söyleyerek geçiyor. Hatta öğretenler bu hikayeyi paylaşanlar bile aşk türküsü olduğu kanısında. Google’da arattığınızda klasik bilinen (aşk hikayesi)  dışında bir şey de çıkmıyor.  Ben bu tutumun  türküye haksızlık olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu türkü aşktan daha ötede bir şeyler anlatıyor. Ama çoğumuz bunu kavrayamıyoruz, Google’a yazıyoruz ilk çıkanı okuyoruz ve geçiyoruz. Araştırmaya vaktimiz yok ne yazık ki.

Şimdi bu türküyü kavramak isteyenlerle birlikte tarihte kısa bir yolculuğa çıkalım.

Kırım Savaşı

Rusya hasta adam olarak gördüğü Osmanlı’yı yıkma,ele geçirme arzuları içerisindeydi. Uzun süredir Hristiyan haklarını bahane ederek Osmanlı’ya çeşitli yaptırımlarda bulunmaktan sıkılmıştı,artık taaruza geçmek istiyordu. Bunun için Birleşik Krallıktan yardım istedi, Osmanlı’nın topraklarını  paylaşma teklifinde bulundu.

Çıkarlı bir iş olarak gözükse de Birleşik Krallık  buna yanaşmadı.Ruslar, Balkanlarda slav ırkını birleştirme politikası izleyerek çoğu yerde isyanlar çıkarmış, kendine bağlamıştı. Bir de  Avusturya İmparatorluğunda Macarlar isyan çıkarmıştı. Avusturya isyanı ancak Rusya’dan destek alarak bastırabildi. Ruslar çok kanlı bir şekilde ayaklanmayı bastırmıştı. Bu durum Avrupa’da Rusya güçleniyor imajı daha da kuvvetlendirmişti. Birleşik Krallık Avrupa’da güç dengesinin değişmesinden korkuyor, Rusya’nın güçlenmesini istemiyordu. Aynı zamanda Rusya’nın Osmanlı’yı devirmesi halinde Asya’daki sömürgesine ulaşması çok zor olacaktı.

Fransa da Rusya’ya bağlı olan Polonya’nın tekrardan bağımsızlığını kazanmasını hayal ediyordu. Çünkü Polonya bağımsızlığını kazanabilirse büyük ihtimalle Fransa’nın yanında olacaktı ve Fransa, Avrupa devletleri içerisinde yükselecekti. Bu yüzden Fransa da Osmanlı’nın yanında olmayı tercih etti.

Ruslar yanında kimseyi bulamayınca tek başına hareket etmek zorunda olduğunu anladı. Bu sırada Ruslar, Osmanlıya devletin sınırları içinde yaşayan Ortodoksların koruyuculuğunun kendisine  bırakılması gibi isteklerde bulundu.

Osmanlı hasta adam olmasına rağmen  dış güçlere güvenerek 1853’te   Rusya’nın isteklerini reddetti. Bunun üzerine bir ay sonra Rus orduları  Eflak ve Boğdan’a girdi. Bu bir savaş değil, güvenlik için dedi. Osmanlı 15 gün içerisinde Rusya’dan çekilmesini istedi. 15 gün sonra Rusya çekilmeyince savaş başlamış oldu. Savaş bir çok cephede gerçekleşti, büyük bir savaştı fakat bizi şuan Balkan cephesi ilgilendiriyor. Osmanlı Balkan cephesinde başarı elde etti.

Rusya bu durum üzerine Balkanlar’ daki  Slav politikasını daha da güçlü bir şekilde uygulamaya başladı. 1861 yılında Sırplar özerk olmak için  isyan çıkardı,çeteleşti ve Müslümanlarla savaşmaya başladılar. İstanbul hükümeti müdahalede bulundu fakat dış kuvvetler bu müdahalenin Paris anlaşmasını  ihlal ettiğini   iddia ederek bir görüşme yaptılar ve bunun sonucunda Sırbistan özerkliğini kazandı. 1864’te ikinci bir anlaşma yapıldı bununla birliktede Romanya prenslik haline geldi ve ileride Ruslardan yana oldu. Sonuç olarak Balkanlardaki Türk nüfusu git gide azalıyordu.

Balkan İsyanları

Osmanlı devletinin Avrupa’ya çok fazla borcu vardı. Bu borcu kapatmak için Balkanlardaki halkın vergilerini arttırmıştı. Kafkasya tarafından Rusya’nın zorlamasıyla Balkanlar’a göç etmek zorunda kalan Müslüman gruplar vardı ve buradaki yerli halk olan Hristiyanlarla çok ciddi sorunlar yaşıyordu. Bulgaristan tarafından isyan çıktı. Osmanlı tarafındaki gönüllü askerler bu ayaklanmayı bastırdı, iki tarafta bir çok kayıp verdi.

1876 yılında Sırbistan Osmanlı’ya savaş açtı. İlerleyen zamanlarda Rusya Sırbistan’a asker ve silah yardımı yapmasına rağmen Osmanlı, Sırbistan’ı yendi. Avrupa devletlerinin aracılığı ile barış sağlandı fakat Osmanlı’ya ağır şartlar yüklendi.

Rusya 1856  yılında Paris’te  kabul ettiği Karadeniz’de savaş gemisi bulundurmayacağına ilişkin hükümlerini tanımadığını, sebep olarak da artık   Prusya’nın güçlendiği, Avrupa dengelerinin sarsılmaya başladığını  1870’te  Paris antlaşmasının taraf ülkelerine  söyledi.  Artık Rusya kendisini Karadeniz ve Balkanlarda sınırlayan  tüm yükümlülükleri üstünden atmıştı.  Ardından da Ortodoks uyruklarına söz konusu antlaşmadaki tüm  hükümleri uygulaması için Osmanlı’ya  daha çok baskıda bulunmaya başladı. Böylece Osmanlı ile Rusya hattındaki gerginlik daha da üst seviyelere çıkmış oldu. Başından beri Rusya’nın saldırmasını istemeyen  Birleşik Krallık, bunu  önlemek için  Londra Konferansı’nın gerçekleşmesini sağladı.

Konferans da Osmanlı, Londra anlaşmasındaki maddelerin içişlerine karışma hakkı tanıdığını söyleyerek reddetti. Rusya ise daha önceden protokol reddedilirse (slav akımının da gücünü alarak) bunu  Osmanlı’ya karşı savaş sebebi olarak göreceklerini söylemişti ve öyle de oldu. 1877’de Rusya tekrardan Eflak ve Boğdan’a girdi. Balkanlardaki Rumenler ise tam bağımsızlığını kazanmak için Rusya’dan taraf olmuşlardı. E tabi ki Bulgar isyancıları ve Sırplar da Ruslar’dan yana olmuşlardı.

93 Harbi

Rusya, Osmanlı’yı kıskaca almak için hem Romanya tarafından hem de Kafkas tarafından saldırıya geçti. Ruslar karşısında askeri olarak çok gücü bulunmayan Osmanlı, iki cephede savaşmak zorunda kaldı.

Ruslar,Romanya üzerinden Balkanlara doğru ilerliyorlardı. Rusların önündeki en büyük engel Tuna Nehri’ydi. Osmanlı deniz donanması buraya yetişemedi ve Ruslar çok kolay bir şekilde  nehri geçmiş oldular ve yayılmaya başladılar. Rusya da Osmanlı da askeri ağırlıklarını buraya daha çok vermişlerdi.

Osmanlı’dan çok daha güçlü olan Rusya sırasıyla Niğbolu, Vidin, Lofça, Gorni Dubnik Muharebesini, Plevne, Dobruca, Kavarna’yı ele geçirdi. Kalan Osmanlı askerleri  ise Varna’dan teknelere binerek geri döndüler.

Plevne, aslında çok uzun süren önemli bir savaş ama bu yazıda üstünden değinip geçmem gerekiyor yoksa çok fazla konu dışı kalacağız. İleride Plevne yazımda buluşuruz belki 🙂 Neyse tekrar konumuza dönersek Plevne düştükten sonra Osmanlı’nın Balkanlar’daki askeri gücü neredeyse kalmamıştı. Bunu fırsat bilen Bulgarlar ve Sırplar sanki intikam alıyormuşçasına  Müslüman sivil halka saldırılarda bulundular. Kısa bir süre sonra da   Varna’dan askerler teknelere binip dönünce, Balkanlar’da Osmanlı’nın tozu bile kalmamış oldu.

Rusya için artık İstanbul’un yolu açılmıştı. Rusya, Yeşilköy’e kadar gelmişti. İstanbul’un fethedilmesinden korkan Osmanlı ateşkes istedi. Birleşik Krallık da boğaza bir gemi gönderdi ve Rusya’ya İstanbul’u fethetmesinin yaptıkları anlaşmaya ters düştüğünü, bu durumda ise Rusya’ya müdahale edeceklerini söyledi.

Rusya bu durumda mecburen anlaşmak zorunda kaldı. 1878 tarihinde de Ayastefanos Antlaşması imzalansa da geçerli olmadı. 13 Temmuz 1878’de de İngiltere desteği ile Berlin Antlaşması imzalandı. Ayastefanos’a göre Osmanlı için çok daha iyi bir anlaşmaydı. Bu anlaşmada daha az vergi ödüyor,  Kars-Ardahan-Batum Ruslara, Kıbrıs ödünç olarak Britanya’ya verildi. Doğubayazıt ve Erzurum geri alınıyor, Balkanlar’da ise  Selanik – Manastır – Üsküp’e tekrar sahip olacaktı. Böylece 93 Harbi sonlanmış oldu.

Tuna Nehri ve Bilinen Hikayemiz

Plevne düştükten sonra Bulgaristan’ın buraya girdiğini söylemiştik. Bulgarlar, Türkleri katlediyorlar,kemiklerini ise gübre fabrikalarına satıyorlarlardı. Türklere, Müslümanlara soykırım uyguluyorlardı. Kaçabilenler ise güvenli gördükleri bölgelere, Silistre’ye doğru kaçıyorlardı.

İşte bizim türkümüzün hikayesi burada.  Annesini ve babasını bu soykırımlarda kaybetmiş olan genç kızın sadece iki tane kuzusu kalmış. Tuna Nehri boyunda  Silistre’nin karşı tarafındaki bir aileye sığınmış. Elinde iki kuzusuyla Tuna Nehri’ne iner, eski günlerini ailesini düşünürmüş. Bir gün ağıt yakmaya başladığında, nehrin karşı kıyısındaki onu seven  Silistreli  genç ağıdına ortak olmuş. Ve türkünün sözleri ortaya çıkmış:

Ben bir göçmen kızı gördüm Tuna boyunda,
Elinde bir besli kuzu hem kucağında,

Doğru söyle göçmen kızı annen var mıdır?
Ne annem var ne babam kalmışım öksüz
Sen bir öksüz ben bir garip alayım seni
Alayım da gizli yerde sarayım seni

Telgrafın tellerinden haber var mıdır?
Ne haber var ne mektup kalmışım öksüz

Doğru söyle göçmen kızı annen var mıdır?
Ne annem var ne babam kalmışım öksüz
Sen bir öksüz ben bir garip alayım seni
Alayım da gizli yerde sarayım seni


Sosyal medyada paylaşın:

Bu içerik nasıl hissettirdi?

Kızdım Kızdım
0
Kızdım
Yok Artık Yok Artık
1
Yok Artık
Bayıldım Bayıldım
1
Bayıldım
Güldüm Güldüm
0
Güldüm
Metallendim Metallendim
0
Metallendim
Helal Olsun Helal Olsun
0
Helal Olsun
Üzüldüm Üzüldüm
1
Üzüldüm

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir