escort malatya sex hikaye ankara escort adana escort kayseri escort mersin escort eskişehir escort malatya escort antalya escort escort bayan Maltepe Escort Konya escort

Çiğ Köfte Bağımlılığı: Bu Bir Hastalık Mı?

5 dakikada bu yazıyı okuyabilirsin.


Bu yazımızın çıkış sebebi aslında benim çiğ köfteye olan bağımlılığım. Çiğ köfteyi inanılmaz seviyorum, aklıma geldiği an dayanamıyorum mutlaka yiyorum. Ama daha sonra bir kaç gün çiğ köfte yemeyince kendimi huzursuz bir tuhaf hissettiğimi fark ettim, beynimin arka planında çiğ köfte var. Bunun benden kaynaklı bir durum olduğunu düşünüyordum, fakat öyle değilmiş. Benim kadar olmasa da çiğ köfteye karşı koyamayan,benimle benzer şeyler yaşayan  insanlar olduğunu gördüm. Böylece çiğ köftenin bağımlılık yaptığına kanaat getirdim. Peşine aklımda deli sorular oluşmaya başladı tabi ki.

Bu zamana kadar  çok çiğ köftenin bir zararı olmadığını düşünüyordum hatta içindeki ceviz vb. gibi besinlerden dolayı yararlı olduğunu düşünüyordum, kaç yıldır grip olmamanın sebebi olarak görüyordum ve tam gaz yemeğe devam ediyordum. (Hala ediyorum ayrı dava insanlar sigaraya bağımlı olur bense çiğ köfteye) Minik bir araştırma sonucunda bağımlılığın sebebinin  daha önce de adını  duyduğumuz bir madde olduğunu öğrendim: çin tuzu. Bu arkadaşı çiğ köftenin içine de koyuyorlarmış.

Evet, çiğ köfte günümüzün ekonomik şartlarında öğrenciyseniz muhteşem bir tercih. Ucuz ve doyurucu. Son bir kaç yıl içerisinde çiğ köfteci sayısı baya bir arttı. Her yerde de bir çiğ köfteci çok rahatlıkla bulabiliyoruz. Ama çiğ köfte sağlığımız açısından o kadar da muhteşem bir tercih değil. E621 koduyla bilinen MSG’yi (Mono Sodyum Glutamat) yani çin tuzunu çiğ köfteye lezzet vermesi için koyuyorlar. (Ve insanlar bir şekilde bağımlı olunca  satanların işleri de artıyor, her köşe başında çiğ köfteci görmemizin sebebi de bu bağımlılık olabilir.)

MSG’yi Yakından Tanıyalım

İlk olarak 1866 yılında Alman bir kimyager bulsa da patentini 1907 yılında Japonyalı kimyager Kikunae Ikeda almış. Bu maddeyi sıkça kullandıkları deniz  yosunun içindekileri ayrıştırdığında bulmuş. Bunu ne tatlı,ne tuzlu,ne ekşi ne de acı olarak nitelendirememiş. Ve adını lezzetli anlamına gelen umami koymuş. Bu madde için beşinci tat da deniyor.

İlk başta Japonya’da kullanılan bu madde hızla tüm dünyaya yayılmış. “30 milyar dolar ticari hacmine sahip. Fakat sağlıksız olduğu için  ABD de dahil olmak üzere dünyada yaklaşık 50 ülkede kullanımı sınırlandırılmış durumda. İsmi neden Japon tuzu değil diye düşünebilirsiniz.  İnsanlar, MSG’nin  Uzakdoğu’da bulunduğunu biliyor ve  Uzak doğu denilince akıllarına ilk olarak  Çin’in geliyor. Böylece adı çin tuzu olarak kalıyor.

Hastalığa Yol Açmamak Olmaz!

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer, Çin tuzunu kereste tozunun içine koyarsanız onu bile yiyebilirsiniz, öyle lezzet verici bir madde, diyor. Çin tuzu bulunan besinler çok lezzetli olduğu için insanların yedikçe yiyesi geliyor, bağımlı yapıyor ve  bir süre sonra ise tokluk hissini ortadan kaldırıyor. Bu durumda kaçınılmaz son olan obeziteye yol açıyor. (Bu aralar aldığım kiloların sebebi bu demek ki) Fareler üzerinde yapılan deneylere göre:

  • Obezite
  • Epilepsi,
  • Alzheimer,
  • Parkinson,
  • Öğrenme güçlüğü
  • Astım ve alerji
  • Kalp ritm bozukluğu
  • Retinada harabiyet

gibi hastalıklara sebep oluyor. Bir başka iddia ise içinde MSG olan besinlere alıştıktan sonra katkı maddesi olmayan besinleri insanların beğenmediği, yemediği şeklinde. Market yoğurduna alışıp evde yapılan yoğurda verilen “Yoğurt mu bu da!” tepkisiyle aynı durum yani. Tabi bazı uzmanlar da bu durumun abartıldığını, her şeyin olduğu gibi MSG’nin de fazlasının zararlı olduğunu,az miktarda tüketilebileceğini söylüyorlar. Zaten bence ne kadar dikkat edersek edelim hiç tüketmeme ihtimalimiz yok.

Neyi, Ne Kadar Tüketeceğiz ?

Bu başlığı atarken kendimi doktormuşum gibi hissettim ama kesinlikle değilim,en ufak bir tıp eğitimim yok (tabi ki ilk yardım dışında, hepimiz bu eğitimi almalıyız,bilmeliyiz her an her şey olabilir. -kamu spotu-). Bu paragrafta yazanlar benim araştırdıklarım neticesinde ortaya çıkanlar,benim düşüncelerim. Öncelikle bunu belirtmek istedim.

Şimdi ne yapabiliriz ? Aşağıdaki genel olarak aşağıdaki besinlerde MSG’nin bulunduğunu biliyoruz:

  • Kuruyemiş
  • Sakız
  • Hazır köfte harçları
  • Et suyu tabletleri
  • Cipsler
  • Hazır çorbalar
  • Dondurmalar
  • Renkli yoğurtlar
  • Hamburger
  • Salata sosu
  • Cips
  • Ve tabi ki çiğ köfte

Bunları az tüketebiliriz. Örneğin, neredeyse her gün çiğ köfte yerken  bu MSG’yi öğrendikten sonra kendime haftada bir kez çiğ köfte yeme izni verdim, sınırlandırdım yani. Siz de böyle yapabilirsiniz.

Aldığımız hazır paketli besinlerin içindekiler kısmına bakabiliriz. MSG’nin 24 farklı adlandırması olsa da  bunların en bilinenleri E-621, doğal lezzet, hidrolize bitkisel protein. Bunlardan birini gördüğümüzde ürünü almayabiliriz ya da sınırlandırabiliriz yine. Bu arada “Hiçbir katkı maddesi yoktur” ile “Hiçbir  koruyucu madde içermez.” arasındaki ayrım MSG’dir. “Koruyucu madde içermez.” yazanlarda genelde MSG bulunuyor.

Bu konu hakkında benden bu kadar! Umarım bilgilendirici bir yazı olmuştur. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere…


Sosyal medyada paylaşın:

Bu içerik nasıl hissettirdi?

Kızdım Kızdım
1
Kızdım
Yok Artık Yok Artık
1
Yok Artık
Bayıldım Bayıldım
1
Bayıldım
Güldüm Güldüm
1
Güldüm
Metallendim Metallendim
1
Metallendim
Helal Olsun Helal Olsun
2
Helal Olsun
Üzüldüm Üzüldüm
2
Üzüldüm

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir